Son Güncelleme : 19.01.2018 21:01

YOLDAŞLIK BİRLİĞİ


Yoldaşlık birliği insanın düşünce halinin bir araya gelişidir. Ve bu birliğin kazandıracağı en önemli menzil ise hangi tür sancı ve saldırılar içerisinde olunursa olunsun, değişimin bizlere sunmuş olacağı bütün alt üst oluşlarda sahip olduğumuz programı, hedeflenen sonuçlara ulaştırabilmek için, doğru temelde bilimin ışığı ile anlam ve manalarının en derin köklerine sarılıp, düşünsel olarak özgür, fiziksel manada birbirine karşı eşit ve dengeli bir yaşamı yaratmanın gayreti içerisinde olmamızı sağlayacaktır.
Bir arada bulunan ve bir birini eleştirerek etkileyen ve de geliştiren düşünce hali, aynı zaman da kapitalist sistemlerde uygulanan sözde demokrasi düzenlerinin, gerçek faşizan peçelerinin düşürülmesini ve kitleler nezdinde teşhir edilmesinin biricik yöntemidir de.
Kapitalizmin sermayeyi bir şekilde elinde bulundurma çabası onu içeride şiddet, baskı, imha ve inkâr, dışarıda ise savaş çığırtkanlığı yapmasını sağlamaktadır. Buradan hareketle Dünya ve Türkiye Kuzey Kürdistan da yaşanan insanlık dışı gelişen tüm saldırılar sermayenin en nihayetinde güvenli bir şekilde toplanmasını sağlamak içindir. Halk kitlelerinin bilinçlenmemesi, örgütsel bir program
etrafında etrafından birleşmemesi ve en nihayetinde devrimin birer neferlerine dönüşmemesi için faşist iktidarlar, çeşitli terör şekillerini uygulamaya çalışırlar. Bunları gerçekleştirirken de asla doğrudan halkın kin ve öfkesini karşılara almak istemezler. Onlar halk kitlelerinin devrimci potansiyelini kırmak diğer bir değişle kitleleri demoralizasyona uğratmak için öncelikle devrimci ve komünistlerle girişmiş olduğu mücadelelerde eşi benzeri görülmemiş saldırganlık örneği gösterirler.
Bu saldırganlığın birincil nedeni devrimci ve komünistlerin imha metotlarıyla bastırılması iken bir diğer neden ise dolaylı bir şekilde, halk kitlelerine karşı girişeceği devrimci bir pratiğin sonucunda aynı imhanın kendilerine de uygulana bilineceğinin gözdağını vermektir. Bu gözdağını verebilmenin en bilindik yöntemi ise hiç şüphesiz her gün başka bir terör saldırısına maruz kalan hapishanelerdeki devrimci ve komünistleri insanlık dışı muamele yaşatmaktır.
Amerikan faşizminin, hapishanelerde uyguladığı tecrit ve tek tip kıyafet zorunluluğunu yine kendi yapımı olan filmlerle meşrulaştırma çabası, şüphesiz başta dünyanın diğer ülkeleri olmak üzere Türkiye Kürdistan’ındaki faşist iktidarlarında iştahları kabarmasına vesile olmaktadır. Kendi içlerinde
besledikleri gerici örgütleri daha sonra çıkar çatışması yüzünden bertaraf etme çabaları ve yine sözde bunlar için getirilen tek tip kıyafet uygulaması hiç şüphesiz ki ilkin devrimci ve komünistlere uygulamaya çalışarak hayata geçirmek isteyeceklerdir.
Sınıf savaşımının siyasal diyalektik öğretisinin bizlere sunmuş olduğu bir şey varsa oda şudur ki, Her savaş kendinden önceki bir barışın her barışın kendinden önceki bir savaşın ürünü olduğudur. Bizler sınıf savaşımın eşit olmayan şartlar altında yürütüldüğünün açık bir şekilde bilincindeyizdir. Fakat tarihin, dün adına gelişen olay ve olgularından hareketle nesnel sonuçlar çıkartıp, gelecek eylemlerin
planlarını yapabilme gücüne sahibizdir. Hapishanelerdeki her bir devrimci ve komünist hiç şüphesiz tarihin onlara yüklediği misyonlar gereği sahip olmuş oldukları yoldaşlık birliğiyle müsemma olacaklardır. Ve başta tecrit ve tek tip kıyafet olmak üzere geride kalan tüm terör saldırılarını sınıf bilinciyle göğüsleyip bertaraf etmeye çalışacaklarıdır. Bu çetin şartlar altında direniş gösteren yoldaşların üzerlerindeki baskıyı bertaraf etmek için, dışarı olan her bir yoldaşında aynı yoldaş birliğiyle bu saldırıları göğüsleyecek ve bertaraf edecek bir bilince sahip olmak zorundadırlar.
Bilinmelidir ki insan için yanılgılarla dolu hayaller yaşadığımız çağın ve geleceğin yegâne itici güçleridir. Bu yüzden Devrimci ve Komünistler bir toplumda yaşamı idrak edebilme algılarıyla var
olurlar. Bu algılarını varlık gerekçeleri doğrultusunda ifade edebilirlerse, hem mevcut faşist saldırılara göğüs gerebilir hem de kurmaca olmayan bir gelecek dünyayı değiştire bilirler. Dolayısıyla bilincini anlam yüklü yoldaş birliğiyle güçlendirenler geleceğin gerçek kurucuları arasında yer alacak
olanlarıdır.

Gül Demir