Son Güncelleme : 29.07.2017 18:43

DERSİM (28.07.2017)-Demokratik Kadın Hareketi Dersim Örgütlülüğü Ovacık Belediyesinin sanat günleri vesilesiyle Dersim’e gelen akademisyen ve araştırmacı yazar Sibel Özbudun’la  röportaj yaptı. Fakat faşist bürokrasi tarafından yasaklanan festival ile ilgili gerçekleştirilen röportajı olduğu gibi yayımlıyoruz.

DKH: Yeniden Dersim’desiniz ve Dersim yine yasaklı ne düşünüyorsunuz?

S.Ö: öncelikle şöyle diyeyim; dersimde olmak baba evimdeymişim hissi veriyor. Hatta evimden daha çok evimdeymişim gibi bir his veren bir kent burası. Öncelikle burada aranızda olmaktan onur duyduğumu belirtmeme izin verin. Bu sefer ne için geldim? Bildiğiniz üzere Ovacık Sanat günlerinin çağrılısı olarak geldim. Bir kadın atölyesi ve birde söyleşi düzenleyecektik. Ancak malumunuz üzere Ankara’nın atadığı kayyum sanattan ürkmüş olmalı ki- bu ürkmüş olmalı ki yi açacam- bu günleri yasakladı. Niye yasakladı ve niye korkar? Bir kayyum, bir kaymakam ya da bir vali festivalden, insanların bir araya gelmesinden niye korkar? Aslında bakarsanız biliyorsunuz ‘’şiddet olayları ve terörü’’ gerekçe göstererek yasakladılar, güvenliği sağlayamadığı gerekçesiyle yasakladılar. Hem Dersim festivalinin hem de Ovacık Sanat Günlerinin yasaklanmasının gerekçesi güvenliğin sağlanamayacağı. Ancak bugün Ovacık’ta bana söylenen gerekçe çok daha anlamlı. Kaymakam ya da yetkililerden biri ‘’yahu şimdi onlar gelecekler, yabancılar gelecekler kışkırtacaklar yerlileri ondan sonra hadise çıkacak.’’ Gerçektende korkuyorlar!

DKH: Neden Korkuyorlar?

S.Ö: Neden korkuyorlar? Suçlular korkar. Gerçekten suçlular korkar. Bir kere Dersim’e karşı işlenen tarihsel suçu üzerlerinde taşıyorlar. Dersim katliamlara uğramış bir coğrafya, Dersim hala direnen bir coğrafya ve bu suçun altında eziliyorlar. İkincisi: aktüel olarak işledikleri suçların sorgulanmasından korkuyorlar! Yani biz festivalde yada sanat günlerinde bir araya geldiğimiz zaman elbette ki gemiciler meselesini örneğin konuşacaktık  ya da binlerce on binlerce kamu emekçisinin neden sokağa atıldığını konuşacaktık. Sudan sebeplerle sokağa atılmış olduklarını konuşacaktık. Bugün yüzlerce gazetecinin, yüzlerce fikir suçlusunun neden parmaklıklar arkasında olduklarını konuşacaktık. Ya da Ovacık’ta sokağa resim çizen çocuklara polisin hangi gerekçeyle kimlik sorduğunu onları nasıl sanık durumuna düşürdüğünü sorgulayacaktık. Bu sorgulamalardan çekindiler. Ve her korkan gibi bastırma yönüne gittiler. Dersim bugün maruz kaldığından çok daha iyisini çok daha soylusunu hak eden bir coğrafya. Ama bunu getirecek olan Dersimlilerin kendisi. Bugün Ovacık’ta buna şahit oldum. Bugün Ovacık’ta gencecik kadınlarla, gencecik erkeklerle tanıştım. Bu arada kadın konusunda özel korkularına gelince: örneğin şunu konuşacaktık değil mi? AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana Türkiye de kadına yönelik suçların  yüzde bin dört yüz artmasının yada son beş yıl içerisinde çocuk tecavüzlerinin özelliklede emanet edildikleri vakıflarda – dinsel vakıfların-  yurtlarda uğradıkları tacizlerin yüzde yedi yüz artmasını sorgulayacaktık. Şimdi tekrar ediyorum bugün Ovacık’ta tanımış olmaktan onur duyduğum kadın ve erkeklerle beraberdim.  Dersime geldim burada sizlerle beraberim. Siz bu dünyayı değiştirecekseniz,  bu dünyayı değiştirmeye aday insanlarsınız. İçinde yaşadığınız coğrafyadan başlayarak çok daha özgürlükçü, çok daha eşitlikçi insanlarsınız. Bugün ovacıkta bu tohumların atıldığını ve Ovacık Belediyesi şahsında ovacık halkının coşkusunda bu dünyanın değiştirebilinir olduğunu görüyorum ve bunun mutluluğu içindeyim. Bu deveyim yalnızca dersime özgü değil, dünyanın neo liberal- neo kapitalist vahşet elinde kıvranan, yoklanan hiçleşen sömürülen ve ezilen bütün insanların deneyimi olarak kabul edilmelidir. Kendi ayakları üzerimde duran ve her türlü baskı ve yasağa karşı kararlıca yapmak istediklerini sürdüren dersim gençleriyle tanıştım. İyi ki varsınız, bize güç veriyorsunuz. Teşekkür ediyorum.

DKH: Biz teşekkür ederiz.