Son Güncelleme : 13.07.2017 12:46

DEVLET GARANTÖRLÜĞÜNDEKİ ERKEK EGEMENLİĞİNE KARŞI KADINIZ, BURADAYIZ, SINIF KAVGAMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ!

“Beni kendinde gör, kendini bende tanı!” diye seslenir kadın mücadelesi işçi sınıfı mücadelesine. Kendinden bilir sınıf mücadelesini ezilen kadın, dünyayı elleriyle yarattığı için değil, omuz omuza dünyayı yarattıkları tarafından da ötekileştirildiği, sömürüldüğü, yaşam hakkı elinden alındığı için. Çünkü kadın mücadelesinin derinliklerinde vardır egemen olan tarafından öteki olarak görülüp sömürülmek. Bundandır iki kere ezilir kadın ve iki kere başkaldırır, iki kere mücadele eder hem erkeğe hem de erkek egemen sisteme karşı. Çünkü sokaklarda, meydanlarda, iş yerlerinde, okullarda devlete karşı duran kadın; özel alanlarda(evlerde) ise devlet ideolojisini aile kurumu üzerinden yürürlüğe koyan erkeğe karşı, erkeğin egemenliğine karşı mücadele eder. Fabrikada patron neyse evde erkek odur çünkü. İkisi de ezendir ve hakim olandır. Ama her egemen olanın karşısında bir başkaldıran vardır. Kimi zaman Medea olur, kimi zaman Amazon Kadınları, kimi zaman Barbara olur kimi zaman Ulrike ve kadın mücadelesi kıvılcımla başlar harlanır tutuşturur ataerkil sistemi.
Bu nedenle kadın mücadelemizin şartları ne denli ağır olursa olsun, sınıf bilincinin kadın bilinciyle birleştiği anlayışla mücadelemiz zafere mahkumdur. Dolayısıyla en ağır bedellerin ödenmesi göze alınmıştır. Coğrafyamızda yeni yeni gücünü bulmakta olan feminist mücadelemizin sınıf mücadelemiz ile kopmaz bir birliktelik içerisinde olduğu ve sosyalist feminist bir mücadele perspektifi ile kadının kurtuluşunun mümkün olacağı ise pratik deneyimlerden de edinilmektedir.
Çünkü sınıflı toplum yapısı öz itibariyle cinsiyetler arası eşitsizliğin de yaratıcısı olmuştur. Kadınların erkekler tarafından ezildiği ve homoseksüellerin ise heteroseksüeller tarafından ezildiği, yok sayıldığı heteroseksist ve erkek temelli toplum yapısının var ettiği tüm anlayışların sınıf temelli sömürü sisteminden beslendiğini ve bu sistemi devam ettirdiğini biliyoruz. Bu nedenle kadının ezilmişliği sorununu dar ve önemsiz bir sorun olarak gören erk anlayışların, homoseksüellere yöneltilen nefret söylemlerinin ve ötekileştirmelerin sınıf mücadelesini geriye düşüren bir anlayışı doğurduğunu görüyoruz. Bunun doğalında kadın mücadelesinin önünü tıkayan bir noktada durduğu ve kapitalist sistemin kendini beslemesine dönük önemli devrimci ihlallerin yapılmasına sebep olduğu pratik deneyimlerimizden de edindiğimiz bir sonuçtur. Dolayısıyla kadın mücadelemizin ilk hedeflerinden biri; yalnızca kadının kendisindeki erki yıkarak yeni kadını yaratması değil aynı zamanda sosyalizm mücadelemizde yanımızda olan ve birlik olduğumuz her devrimcinin bireysel ve toplumsal tüm alanlarda kadın mücadelemizin önünü tıkayan ve egemen anlayışa hizmet eden yanlış yönelimlerden kendisini kazıması ve devrimci sorumluluk ve bilinci kuşanmasını da sağlamaktır. Mücadelemiz ancak bu minvalde cinsiyet kimliklerinin sınıf mücadelesi içerisinde birlikte var olmasını gerekli kılar, aksi durumda içine düşülen eksiklik mücadele alanımız içerisinde de erk ideolojinin hakimiyetini besler ve güçlendirir.
Coğrafyamızda kadın olmanın bedeli yaşam hakkı için her şeyi göze alarak direnmektir. Tüm bedelleri göze alarak direnmenin sonunda geride kalan kadınların yaşam hakkını kazanmaktır. Kadın mücadelemizin geçmiş deneyimlerinden öğrendiği bir şey vardır; ataerkil sistemden tırnaklarımızla sökerek aldığımız tüm haklarımızı direnerek aldık ve direnerek bir dünya kazanacağız. Öncüllerimiz olan kadınların miras bıraktığı ideolojik ve pratik hattın ısrarcı birer savunucuları olmamız bundandır. Geçmişte olduğu gibi bugün de içimizdeki ve dışımızdaki erkeği öldürmek için ataerkil sistemin bize saldırdığı her alanda okulda, fabrikada, mahkeme salonlarında, sokaklarda, barikatlarda, özelevlerde ve genelevlerde ona karşı durmalı ve kadın mücadelemizi daha da ileri taşımakta ısrarcı olmalıyız.
Kadın mücadelemizin bilincini kuşanarak yeni kadını yaratıyoruz. Yeni kadının mücadelede berraklaşan bilinci ile kadın mücadelemizi zafere taşımayı hedefliyoruz.
Yaşasın Kadın Mücadelemiz, Kahrolsun İstismarcı, Talancı, Devlet İşbirlikli Erkek Egemenliği!