FRİDA KAFE’DE KADINA YÖNELİK ŞİDDETE ERKEK DAYANIŞMASI İLE DESTEK!

2 Haziran gecesi Taksim Frida Kafe’de kafe sahiplerinden Erol K. tarafından bir kadın fiziksel şiddete uğradı. Kafe’nn ortaklarından Avaz Baran ise olayın yaşandığı esnada kafedeydi ve ortağı tarafından bir kadına şiddet uygulanırken şiddeti engellemek yerine şiddetin sesinin duyulmasını engellemek için kafede çalan müziğin sesini arttırarak şiddete ortaklık etti. Bizler ana akım medyanın haber anlayışı gibi kadına şiddet haberlerini “beyan etti” şeklinde vermiyor, “kadının beyanı esastır” ilkesinden hareket ederek kadının söylemlerini araştırmaya yönelik hareket ediyor ve önce beyanın öznesiyle bağ kuruyoruz. bu bağlamda şiddete maruz kalan kadın arkadaşla görüşmemizin aktarımını kadın mücadelesine borç biliriz.

“Ben burada hem yaşadığım şiddeti ifşa etmek hem de bir kadın şiddet görürken erkek dayanışmasının ortaya çıkardığı çirkinliği ifşa etmek istiyorum.” dedi. şiddete uğrayan kadın arkadaşımızın öznesi olduğu bu şiddetin toplumsal bağlamda ifşa etmesine karşılık bizler de kadına şiddetin tarihsel bir mesele olduğunu söylemek isteriz.

Taksim Frida Kafe’nin açıklamalarına da bakacak olursak kafe işletmecilerinin şiddetten daha çok kafenin geleceğini düşündüğünü görebiliriz. Kafenin açıklamalarında şiddetin kirinden çok Avaz Baran’ın bekası, KHK ile atılan bir öğretmenin kafenin ortaklarından biri olduğu vurgusunu görebiliriz. Son olarak Taksim Frida Kafe’nin sahipleri kadın arkadaşımızın susması için mesajlarla tehdit edildiğini de gördük. Tehdit kadını babasına şikayet etmekle gerçekleşmiş, kafenin açıklamalarında da şiddetin artmasına alkol gerekçe olarak gösterilmiştir.

Frida Kafe’nin yaşanan şiddete karşı takındığı tutumun kabul edilemez olduğunu belirterek bir kere daha tekrarlıyoruz. Hiçbir şey(alkol) şiddeti meşrulaştıramaz.

KHK ile atılan bir bireyin kafenin ortaklarından olması kafe sahiplerinin kadın konusunda bilinçli olduğunu göstermez.

Bir kadının şiddet karşısında susması aile kurumu ile tehdit yolunu doğuracak kadar eril bir tutum takınmışsa Taksim Frida Kafe’nin hiçbir açıklama yapmasına gerek kalmamıştır. Çünkü “hakim eril anlayış” kendisini balık baştan kokar misali göstermiştir.

Kendisini solcu, özgürlükçü gösteren bu tür işletmeler bizim için ticaret kaygısı taşıyan diğer esnaflardan daha tehlikelidir.

Bizler şiddet konusunda susturulmak istenen, direniş gösteren, susmak zorunda kalan bütün kadınların yanında, erkeklik algısının karşısındayız.

Taksim Frida Kafe gibi “devrimci anlayışları sahiplendiğini beyan eden” ancak kapitalist düzenin tam da istediği gibi erkeklik rolünü yeniden üreten  bütün işletmelerin ve bireylerin karşısındayız.

Herkesi bu gibi işletmelerin “kar amacı güderek” ve  devrimci anlayışları benimsediklerini beyan edip bunu sömürü sisteminin bir aracı olarak kullanmalarına, ve böylece ezilen cinslere karşı  geliştirilen eril tutumlarını boykot etmeye çağırıyoruz.

Gazete Şujin’in şiddete uğrayan kadın A.T.  ile yapılan röportajı sizlerle paylaşıyoruz:

Erol’un şiddeti sistematik

Arkadaşlıkları başladığı günden itibaren Erol K. tarafından sözlü ve fiziksel şiddete maruz bırakıldığının altını çizen A.T., ilk olarak olay anına dair bilgiler verdi. Olay günü Erol K. ile aralarında geçen tartışmadan ötürü sinirlendiğini ve ağlayarak dışarı çıktığını, ardından da cafenin bulduğu binanın karşına geçerek bir süre kaldırımda oturduğunu söyleyen A.T., “Kafeye yakın bir yerde kaldırımda oturdum. Yanıma 40-45 yaşlarında evli bir çift geldi. Evli çift ve beraberindeki iki arkadaşları bana yardımcı olmak istedi. Daha sonra beni arkadaşım ile barıştırmak için yeniden cafeye götürdüler. Ama E.K. onları da kovdu, bir ara onlara da el kaldırmaya çalıştı. Beni cafeden kovmaya çalıştı” dedi.

‘Erol kafamı duvara vurdu, Awaz çığlıklarımı müzik sesiyle kıstı’

Daha sonra Erol’un kolundan tutarak kendisini ittiğini aktaran A.T., yaşadıklarını şu sözlerle anlatmaya devam etti: “Ben de Erol’u itince bu sefer boğazımı sıkmaya başladı. Darp raporunda da izler yazılmıştı. Bana saldırmaya devam ettiği zaman Awaz Baran ve bir diğer arkadaş gelip bizi ayırdılar. Beni bir yere oturttular. Benim yaşadığım onca şeye rağmen o ana kadar müziğin sesini kısmadılar. Bu yaşadıklarımın hepsi görüntü kayıtlarında da var. Erol bana gelip baş parmağıyla ‘Senin yüzünden insanlar bana kötü bakıyor’ dedi. Erol’a kanayan boğazımı gösterdim. Bu sefer de eliyle ağzımı kapatarak kafamı defalarca arkada bulunan duvara vurdu. O sırada bağırdım cafedekilere yardım etmeleri için. Bu sırada da Awaz Baran müziğin sesini açarak yardım çığlıklarımın sesini kısmaya çalıştı.”

Polisin kadın sorununa yaklaşımı: Aranızda halledin!

Bütün kişisel eşyalarını cafede bırakarak dışarıya kaçtığını söyleyen A.T., arkasından gelen Erol’un kendisine yaklaşmasıyla gördüğünü en yakın polis noktasına gittiğini ve şikayette bulunarak yardım talep ettiğini belirtti. Ancak polisin şiddeti geçiştiren yaklaşım gösterdiğini söyleyen A.T. “Polise Erol’un beni darp ettiğini söyledim. Ardından Erol’u tutmasını ve ben gidene kadar bırakmamasını istedim. Polis Erol’u tuttu ancak darp edildiğimi söylememe rağmen bir şey yapmadı. Sadece bana ‘Gençler kendi aranızda hal edin’ dedi. Polis Erol’u bir süre tuttu ve bende oradan kaçıp eve geldim” diye konuştu.

Şiddetin değil, kırılan eşyaların hesabı sorulmuş!

Yaşadığı olayın etkisinden kurtulamadığını anlatan A.T., sosyal medyada başlatılan tehdit furyasının sürdüğünü ve sözü edilen Awaz Baran isimli şahsın kendisini ve ablalarını tehdit ettiğini söyledi. Avukatı eşliğinde kendilerine gönderilen tehdit mesajlarını kayıt altına aldırtan A.T. özellikle ‘Babana şikayet edeceğim seni’ ve ‘Rakka’da kadınlar savaşırken bu kadınlar da bunlarla uğraşıyor’ gibi söylemlerin kendisini yaşadığı şiddetten daha fazla yaraladığını söyledi. Olayın ardından A.T. ablasına ulaşan cafe sahiplerinin tartışmadan ötürü cafede kırılan bardağı ve çerçeveleri gündeme getirerek erkek şiddetini meşrulaştırmaya çalıştıklarını anlattı.

Özel hayatı ihlal eden tehditler

Maruz bırakıldığı şiddet ve tehditlerden ötürü günlerdir binlerce kadının kendisine sosyal medya üzerinden ulaştığını ve destek içeren mesajlar ilettiklerini kaydeden A.T., Frida Taksim Cafe sahiplerinin ise kendisini küçük düşüren paylaşımlarda bulunduklarını ve özel hayatını ifşa edecekleri yönünde tehditler savurduklarını ifade etti. A.T., “Bana gönderdikleri mesajlarda beni tanıdıkları yıllara ait bilgileri insanlara paylaşacaklarını açıkladılar. Bunlardan en önemlisi de ‘sarhoştu’ demeleri. Çünkü bu benin özel hayatım. Özel olarak nitelediğim bir alanı kullanarak beni rencide etmeye çalıştılar” diye sözlerine devam etti.

‘Açıklamaları kadını hiçleştiriyor ve şiddeti meşrulaştırıyor’

A.T., “İlk aşamada gördüğüm şiddetten ötürü bir şeyleri ifşa etmeye çalıştım. Bu tarz davranışların olmaması için sosyal medyada, gördüğüm şiddeti paylaştım. Daha sonra kadınlardan bana gelen ‘İyi ki susmadın. Biz de aynı şeyleri yaşadık ama diyemedik’ gibi mesajlar geldi. Yaptıkları her açıklamada kadını hiçselleştiren ve şiddeti meşrulaştıran tavırları ortada” bilgisini verdi.

‘Gördüğüm şiddetin ve tehditlerin hesabını soracağım’

Özgürlükçü Hukukçular Platformu avukatlarından Banu Güvener ve Diren Cevahir Şen’den hukuki destek alan A.T., “Ben burada hem yaşadığım şiddeti ifşa etmek hem de bir kadın şiddet görürken erkek dayanışmasının getirdiği ‘müziğin sesini yükseltmenin’ çirkinliğini ifşa etmek istiyorum. Çünkü Erol beni öldürebilirdi de. Kadınlar adına hesabının sorulması gerektiğini düşündüğüm için bir mücadele yürüteceğim” dedi.

Kadınlara dayanışma çağrısı

Hukuki mücadele vereceğine vurgu yapan A.T., erkek şiddetine maruz kalan kadınlara korkmamalarını söyleyerek kadın dayanışmasının kendisine güç vereceğini vurguladı.

Ayrıca kontrol et

Eskişehir’de müftülük yasası protestolarından açılan davanın ilk duruşması görüldü!

Eskişehir’de bugün saat 14.00’da 17 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Müftülere verilen nikah yetkisini protesto eyleminin …