Son Güncelleme : 31.03.2017 17:33

 

Hong-Kong’daki Kadın Seks İşçilerinin Perspektivinden Damgalama ve Seks İşçiliği

Özet

Seks işçiliğini kapsayan damgalama hem iyi belgelenmiş olmasına hem de kolayca tanımlanmasına rağmen, bir kaç damgalama çalışması seks işçilerinin perspektifiyle incelenmektedir. Bu makalede, Hong-Kong’daki 49 seks işçisi kadınla yarı yapılandırılmış görüşmeleri analiz ederek havada kalan teorik yaklaşımlardan dolayı değiştirilmiş çalışmalar üzerine rapor veriyoruz. Hong-Kong’daki seks işçileri etkileşimde bulundukları halk, polis ve aileleri tarafından çeşitli damgalayıcı güçlere  maruz kaldılar. Bu süreçler hem fiziksel ya da sözlü tacizle açıkça ilan edilen hem de üretilen ya da devam ettirilen güvenlik açığı gibi çözümü zor süreçlerdir ve seks işçilerini kimliklerini gizlemelerine ve kendilerini sosyal ağlardan çekmelerine zorlayarak sağlıkları üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Bu bulgular, marjinalleşmiş grup için yeterli sağlık hizmeti sağlamaya yönelik damgalama engellerinin üstesinden gelmek için olası sebepleri kısaca tartışmadan önce seks işçiliğini kapsayan geniş araştırmalar bağlamında damganın sağlığa ve sağlık hizmeti sağlayanlar ile etkileşimin önemime dikkat çekiyor.

Anahtar Sözcükler: damgalama, seks işçiliği, Hong Kong, nitelik.

Giriş

Hang Kong’daki seks endüstrisi şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik ortamının ayrılmaz bir parçasıdır. Yakın zamanda yaklaşık 6.8 milyonluk (Hong-Kong AIDS Danışma Konseyi 2006) nüfusta çalışan 200.000 kadın seks işçisi varken endüstri ile ilişkili insan sayısının ise muhtemelen çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Hong-Kong’un seks endüstrisindeki iş ile ilgili riskler, bir çok ülkenin seks endüstrisinde olduğu gibi yerinde tanımlanmıştır. Hong-Kong’daki bazı seks işçisi kadınların karşılaştığı fiziksel riskler; işten sonra paralarını alamama, sözlü istismar, dayak, tecavüz ya da müşteriler tarafından soyulmalarını da kapsar.(Holroyd ve ark. 2008). Seks işçisi kadınlar cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve diğer sağlık sorunları konusunda toplumdaki diğer kadınlara göre  daha fazla risk altındalar.(Ward ve ark. 1999). Bu nedenle bir çok seks işçisi kadının işinden olumsuz etkilenmesi şaşırtıcı değildir(Kong ve Zi Teng 2003). İlginçtir ki, bu olumsuz duygular, onların seks işçileri olarak hizmet sunmalarından değil, daha çok seks endüstrisini çevreleyen korku ve damgalamaların farkında olmalarından kaynaklanıyor.(Holroyd vd 2008). Bu makale raporu, Hong-Kong’daki seks işçisi kadınlar ile yarı yapılandırılmış görüşmelerin kullanılmasıyla, seks işçilerinin deneyimledikleri bu damganın araştırılması üzerinedir.   Yaygın olarak kullanılan ve oldukça anlaşılan bir konu olmasına rağmen her türlü sosyal ve sağlıkla ilgili konuların çeşitli arka planında yer alan araştırmacılar tarafından yorumlanmış ve uygulanmış damgalama kavramı biraz muğlaktır. Goffman’ın (1963:167) seminal metni damgayı son derece  itibar düşüren bir sıfat olarak tanımlar, bu da damgalanmış kişiyi bütün ve olağan bir insandan kusurlu ve önemsiz birine indirir. Daha yeni tanımlar damgalama sürecini ve sonuçlarını daha kapsamlı tanımlamaya çalışıyor. Link ve Phelon(2001) damgalamayı, etiketlenmiş kişilerin negatif basmakalıp sözlerle betimlenmesi, etiketli kişilerin (‘onlar’) halkın geri kalanından (‘biz’) statü kaybının olması, etiketli kişilere karşı yapılan ayrımcılık ve ardından gelen sonuç eşitsizliği gibi birbiriyle bağlantılı unsurların birleşimi olan bir süreç olarak kavramsallaştırır.    Scambler(2009) kabul edilebilir varlık hallerinin normatif yönergelerinin ve utanç ve suç normlarının etkilenme süreçlerine bağlı olan damgalamaya özgü olduğunu ve sırasıyla sınıf, cinsiyet, etnisite gibi yerleştirilmiş oldukları toplumsal yapılar bağlamında incelendiğinde en iyi şekilde anlaşıldıklarını savunur (Scambler 2006,2009, Scambler ve Paoli 2008). İlk olarak sosyal ve kültürel bağlamda kabul edilmedikleri yerde damgalanmış durumdaki insanlara karşı ayrımcılık söylemlerine atıfta bulunmak ikinci olarak ise iki öge içerir: Damgalanmış gruba üye olmak ile ilgili utanç ve yasallaşan damgalama ile karşılaşma korkusu. (Scambler 2004). Belirli bir bağlamda damgalama sürecini şekillendiren kimi sosyal ve kültürel etkilere rağmen; genelde seks işçilerinin çoğunlukla bu damgalama süreçlerine tabi olan marjinal bir grubu temsil ettikleri kabul edilmektedir. Peterson (1993) seks işçilerinin damgalanmasını; yabancılarla seks yapmak, birden fazla kişiyle seks yapmak, bir kadın olarak seks karşılığında para istemek, insiyatifi ele geçirerek cinsel ilişkiyi kontrol etmek, seks konusunda uzman olmak, erkeksi şehvet ve cinsel fantezileri tatmin etmek için yeteneklerini kullanmak, erkeğin arzusunu çekmek amacıyla yalnız kalmak ve ya işlenmiş(bayağı kadınlar tarafından) ya da işlenmemiş(kurban olan kadınlar tarafından) istenmeyen erkeklerle birlikte olmak gibi seks işçilerinin anlaşamadıkları çeşitli popüler düşüncelerden kaynakladığını iddia eder. Son yıllarda bu listeye eklenen seks işçisi tanımlanması hem İnsan Bağışıklık Eksikliği(HIV), Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu(AIDS) gibi hastalıkların taşıyıcısı hem de bu tür hastalıkların heteroseksüel çiftler ve aileler olan “saygın topluluklara” bulaştırılmasının kaynağı olmaları şeklindedir (Scambler 2007).
Hong-Kong’da seks işçiliğiyle ilgili genel kamuoyu söylemi, bu düşüncelerin unsurlarını sergiliyor. Seks işçilerinin hukuki durumu bögenin sömürgeci güçleri tarafından önemli ölçüde düzenlenmiştir, Birleşik Krallık’ta seks işine özenmenin kanunlar ile kontrol altına alınması, 1850’li yıllarda Cinsel Hastalık ve Bulaşıcı Hastalıklar Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesiyle başlayarak 1878’de yürürlüğe giren mevcut yasalarla devam eder ve 1957 Wolfenden Raporundan gelen öneriler benimsenir. (Chiu 2006, Howell 2004). Bunlar “tehlikeli ve sapkın” cinselliğin örnekleri olarak görülen “fahişelerin” işaretlenmesine katkıda bulunan bir süreç olarak halk sağlığı gerekçesiyle seks endüstrisinin düzenlenmesi ve gözetimini haklı kılmak için kullanılmıştır(Howell 2004). Wolfenden Komitesi, özel faaliyetlerin(seks işini içeren) ceza hukukunu ilgilendirmediğini kabul ederken yasanın bir işlevinin de kamu yararını (Ana akım) sağlamak ya da ortalama vatandaşın maruz kaldığı rahatsız edici seks işinin faaliyetlerini düzenlemek olduğunu iddia etmiştir(Chiu 2006). Bu emsallerin bir sonucu olarak, fuhuş kazançlarıyla yaşamak, bir yardım kuruluşu bulundurmak ya da ahlaka aykırı amaçlar için talepte bulunmak gibi hemen hemen tüm ilgili faaliyetler gibi Hong-Kong’da cinsel çalışma yasa dışı değil. Seks işçisi kadınların damgalanmalarını kişisel olarak algılamarına rağmen konuyla ilgili çok az araştırma yapılmış ve konu incelenirken seks işçisi kadınların sesleri ve deneyimleri üzerine nispeten çok az sayıda makale  yazılmıştır(Vanvesenbeeck 2001). Bu hem damgalama hem de seks işçiliği araştırmalarındaki mevcut eğilimi yansıtabilir. Damga araştırması damgalananların söz ve algılarına dikkak etmeksizin araştırmacıların görüş ve teorilerine ayrıcalık tanıyarak teorik olarak güçlü olma eğiliminde olmuştur(Link ve Phelan 2001). Seks işçiliği araştırmaları genellikle Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar(STI) ve HIV’in genel nüfusa bulaşması ile ilgili sorunlara odaklanır ve toplumun genel halk sağlağı ile görece pek ilgili olmadığını düşündüğü seks çalışanlarının psiko-sosyal sağlığına daha az ilgi gösterir(Church ve ar. 2001). Damgalamanın sağlık sorunlarına önemli bir katkısı olabileceğini ve nüfustaki sağlık eşitsizliklerinin üretimini sağlayacağını öne süren  kanıtlar giderek artmaktadır(Stuber vd. 2008). Bu özellikle, sağlık ve refahın psiko-sosyal unsurları için geçerlidir. Örneğin, 343 Afrikalı-Amerikalı kadınla ilgili yeni yapılmış uzunlamasına bir çalışma, kendine göre değerlendirilmiş genel sağlığın düşük olması ve depresyon, ırk ayrımcılığı ile ilişkilendirilmiştir: Ayrımcılığın zaman içindeki değişimi, depresyon semptomlarındaki değişiklikler (b = 0.125, p <0.001) ve kişisel olarak bildirilen sağlık durumundaki değişiklikler (b = 0.163, p <0.05) birbirine doğru orantılı olarak bağlıdır (Schulz vd. 2008). Akıl hastalığı olan bireyler arasında algılanan damganın, hastaların hayatı bir bütün olarak değerlendirmeleri ve özel yaşam kalitesi ölçümleri ile olumsuz ve önemli ölçüde ilişkili olduğu bulunmuştur(Rosenfield 1997). Dahası, damgalamanın ve önyargının içselleştirilmesi, sosyal destek ağlarından çekilme ve öz saygının azalması(Link vd. 1989), kendini beğenmeme hisleri, zayıflamış bir ustalık duygusu(Wright ve Fife 2000) ve depresyon belirtileri bağlantılı olmuştur(Link vd. 1997). Dolayısıyla, uluslararası yayınlarda damgalama ile ilgili seks işçisi kadınların sessizliği, bu marjinal nüfusun sağlığını etkileyen konuların anlaşılmasını ve bunlara etkili şekilde tepki verilmesini engeller.    Burada sunulan çalışmada, damganın Hong-Kong’daki seks işçisi kadınları nasıl etkileyebileceğini ve bununla ilgili kadınlarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile kadınların sağlığı ile damganın nasıl ilişkili olabileceğini belirlemeye çalıştık. Bunu yapmak için, bu çalışma birincil soruyu ele almaya çalıştık: Hong-Kong’daki kadınlar seks işçisi rollerinden kaynaklanan damgayı nasıl tecrübe eder ve tartışır? Yukarıda özetlenen damgalama kavramsallaştırmaları ile Hong-Kong’un insanlarının seks işçilerinin çalışmalarına tepkilerini ve seks işçiliğinin toplumsal etkileşim araçlarına nasıl vasıta olduğunu karşılaşılan günlük zorlukların aşırı derece kişisel ve ayırdedici söylemleriyle analiz ettik. Onların yanıtlarından yola çıkarak, seks işinin kötü algılanması ve bu durumun onların hayatındaki etkilerini ve daha geniş topluluklarla olan iletişimlerindeki durumlarını bulguladık. Bulgularımızın sonuçlarını tartışmadan önce seks işçisi kadınlar tarafından verilen yanıtların sömürge sonrası Hong Kong toplumunda seks işçiliği, damgalama ve sağlık ile ilgili daha kapsamlı araştırma bağlamında konumlandırılması için girişimde bulunduk.

Metodoloji (Yöntembilim)

Eylül 2004 ile Mayıs 2005 tarihleri ​​arasında, 48 seks işçisi kadın ile derinlemesine görüşmeler yaptık, bu kişileri, doğrudan para karşılığında cinsel hizmet sunanlar olarak tanımladık.
Seks işçisi kadınlar, 1992’de seks işçilerini desteklemek için  kurulan ve yerel bir sivil toplum kuruluşu olan Sosyal Yardım Ekibi (AFRO) aracılığıyla, cinsel ve duygusal sağlığın yanı sıra toplum sağlığına katkıda bulunmak için danışma, bilgi, madde bağımlılığı gibi aile ve yasal sorunlar için de işe alındılar. Örgütlenme sosyal yardım ekipleri aracılığıyla şehir genelindeki bir takım seks işçileriyle karşılıklı saygı ve güven ilişkisi içerisinde temas kurmaktaydı. Önceki yıl içlerinden bir araştırmacının sosyal yardım ekibi ile seks işçisi kadınlara ücretsiz muayeneler de yaptığı araştırma ekibi sosyal yardım ekibi aracılığıyla kendini seks işçisi kadınlara tanıttı.    Hong Kong’daki seks işinin farklı yapısı göz önüne alındığında, örneklemimizi tabakalaştırma kararı alındı. Seks işçileri iş türünün çeşitliliğini temsil etmeleri için (seks işçisi ve ya anne “daha önce bir seks işçisi olarak çalışan yönetici”), seks işçilerinin etnik kökenleri (Hog-Kong Çinlileri, Anakara Çinlileri, Filipinliler ve Taylandlılar) ve farklı kuruluş türlerinden (gece kulüpleri, karaoke barları, tek kadın genelevler ve sokak seks işçileri) görevlendirdi. Tek kadın genelevleri seks işçileri işletmelerinden bağımsız küçük apartmanlar veya dairelerde iş çekmek için kamuya açık mekanlar kullanırlar(Hong-Kong AIDS Danışma Konseyi 2006).Katılımcıların özellikleri Tablo 1’de özetlenmiştir. Görüşmeler ya AFRO merkezlerinde, kadınların iş yerlerinde ya da yerel bar ve lokantalarda gerçekleştirilmiştir. Tüm röportajlar öncelikle Kantonca, Mandarin veya İngilizce olarak yapıldı; ancak sadece Taylandça konuşan iki seks işçisi kadın vardı ve onlar için çevirmene ihtiyaç duyuldu.  Görüşmeler 40 ila 90 dakika arasında sürdü, sesli olarak kaydedildi ve sonra da harfi harfine yazıldı. Ayrıca, her görüşmeci kapsamlı saha notları aldı ve temalar doygunluğuna ulaştığında görüşme süreci sona erdi. Hong Kong Çin Üniversitesi Anket ve Davranışsal Etik Komitesi’nden etik onayı alındı. Katılımcıların hepsi görüşmelere başlamadan önce sözlü onay verdi.

 

 

 

   Çinli Anakara

 

 

Hong Kong

 

Filipinli

     Gecekulübü Gecekulübü dansçı Taylandlı sokak Tek-kadın
Karaoke Karaoke Anne ve Kızlar ve seks genelev
İşçileri İşçileri Seks işçileri Anne seks işç. Anne seks işç. işçileri işçileri
Vasıflar/ Grup N = 7 (%) N = 7 (%) N = 7(%) N = 8 (%) N = 6 (%) N = 7(%) N = 7 (%)
Yaşadıkları yer Hong Kong 7 (100) 2 (28.6) 2 (28.6) 3 (42.9)
Çin 6 (85.7) 2 (28.6) 5 (71.4) 3 (42.9)
Diğerleri 1 (14.3) Vietnam 1 (14.3) Filipinler

8 (100)

Tayland

6 (100)

Hong Kong’da               < 1 1 (14.3) N ⁄ A 2 (25) 2 (28.6)
Kalma yılları                 1–5 3 (42.9) 4 (50)
5–10 3 (42.9) 3 (42.9) 2 (25) 2 (33.3) 1 (14.3)
>10 3 (50) 2 (28.6)
Çalıştıkları yıl

< 1

3 (42.9) 3 (42.9) 1 (14.3) 3 (37.5) 2 (28.6)
1–5 2 (28.6) 2 (28.9) 4 (62.5) 3 (50) 2 (28.6) 3 (42.9)
5–10 2 (28.6) 2 (28.9) 3 (42.9) 1 (16.7) 1 (14.3) 1 (14.3)
>10 1 (14.3)
Medeni hal                     evli 3 (42.9) 1 (14.3) 2 (28.6) 3 (37.5) 3 (50) 1 (14.3) 1 (14.3)
Yeniden evl. 1 (16.7)
Bekar 1 (14.3) 3 (42.9) 4 (50) 1 (14.3)
Dul

 

3 (42.9) 3 (42.9) 5 (71.4) 1 (12.5) 1 (16.7) 5 (71.4) 6 (85.8)
Çocuk Bir

 

 

3 (42.9) 1 (14.3) 2 (28.6) 3 (37.5) 1 (16.7) 2 (28.6) 3 (42.9)
İki 2 (28.6) 1 (14.3) 2 (28.6) 1 (16.7) 1 (14.3) 1 (14.3)
Üç ya da fazlası 2 (28.6) 1 (14.3) 1 (14.3)

Tablo 1  Röportaj Örneğimizin Özellikleri


    Veri toplama ve analiz süreci Glaser ve Strauss’un kuramsal yaklaşımına dayanan unsurlar kullanılarak, bir içerik analizi metodolojisi ile yapılmıştır(Berg 1989, Glaser ve Strauss 1967). Daha sonra gelen ilk röportajları içeren analizler ve araştırmalar ile veriler incelendi. Alıntılar İngilizceye çevrildi ve daha sonra doğruluğunu sağlamak amacıyla tarafsız bir kişi tarafından tercüme edildi. Araştırmacılar veriyi kodladı ve ortak görüşler üzerinde hemfikir olundu. İlk görüşmelerde belirlenen görüşler, sonraki yarı yapılandırılmış görüşmelere rehberlik etmek için kullanıldı. Verilerden yeni görüşler çıkamaz hale geldiğinde, araştırmacılar veriyi tekrar incelediler ve daha yüksek seviyeli birkaç temaya karar verdiler. Bazıları doğrudan seks işçisi kadınların sorulara verdikleri yanıtlardan, bazıları ise bir takım sorulara verilen cevaplardan kaynaklanan yorumları temel alarak türetilmiştir. Veriler Atlas Ti kullanılarak yönetildi. Ayrıca, veri toplamaya dahil olmayan tarafsız bir araştırmacı, üzerinde anlaşmaya varılan görüş ve fikirlerin uygunluğunu değerlendirmek için görüşmelerin verilerini analiz etmiştir. Aşağıda özetlenen sonuçlarda, tüm doğrudan alıntılar kişisel bilgi veren kişilere aittir. Alıntılar ingilizceye doğrudan çevirildiği için içeriklerin bazıları konuşma dilindedir ve kimi dilbilgisi hataları vardır. Kadınların ifadelerinin orijinalliğini korumak için tırnakları aynı şekilde bırakılması kararı alındı. Benzer bir şekilde, tartışma ve sonuçlarda “müşteri” terimi katılımcıların profesyonel bir karşılaşmayla ilişki halinde oldukları tüm erkekler için kullanılır, terim teknik olarak yalızca hizmetler için ödeme yapanları ifade etmesine rağmen seks işçisi kadınlar onlara para verilip verilmeyeceği niyetine bakmaksızın hepsini müşteri olarak görür ve bu şekilde ifade ederler.Sonuçların dahil edilmesi ve sunumuna ilişkin de bir takım eğitici kararlar alındı. Örneğin, kadınların tepkilerinde damgalamış hissettikleri ortak noktalara dayanan temalar tespit etsek de, kadınların tecrübelerinin her birini diğerlerinden ayırmak için damgalanma sürecini ayrıştırdık.Bu deneyimler, algılamalar ve tepkiler, açık ve bireyselleştirilmiş süreçlerden ziyade birbirlerini güçlendiriyorlar. Ek olarak, etkileyen kavramları ve yasallaşmış damgalamaları kullanırken aşağıdaki sonuçların yalnızca bilgi verenlerin bakış açılarından analiz edildiğini belirtmek önemlidir. Dolayısıyla yalnızca seks işçilerinin ifadelerine dayanarak yasallaştırılmış damgalamanın önemi belirlendi.

Bulgular Yasallaşmış damgalama olarak algılanan olaylar Toplumla etkileşimler.

Kadınların çoğu, mesleklerinin seks işçiliği olduğunu bilen birinin yakınındayken çeşitli şekillerde istismara ve tacize maruz kaldıklarını anlattı. Bu gibi kötüye kullanımlar halktan birileri ya da kendi müşterileri tarafından gelmektedir. Anlatılan olayların birçoğu, aşağılayıcı ya da hakaret edici bir dili ve ucuz, kötü, açgözlü veya utanmaz gibi etiketlerle damgalamayı içeriyordu. Seks işçisi kadınlar genellikle “tavuk” teriminden söz ettiler, bu Kantoncadan çevirilen bu terim solucanları toplayan benzetmesinden türetilmiştir. Seks işçisi kadınlar sık sık kirli olarak adlandırıldıklarını belirtirler. İnsanların seks işçilerine kirli oldukları için olumsuz tepki vermeleri fikri, birkaç kez tekrarlandı ve bazı durumlarda bu genelleştirilmiş yargı seks işçisi kadınların doğrudan dışlanmasına neden oldu. Bir kadın komşularından birine şöyle dedi: Çocuklarının sizinle oynamasına izin vermezler, genellikle diğer erkeklere dokunduğunuzu düşünürler ve çocuklarına dokunmanıza izin vermezler….ellerim temiz, müşterilerle seks yaptıktan sonra ellerimi temizleyeceğim.(3.2)Diğer kadınların tükürdüğü ya da güldüğü söylendi. Bazı katılımcılar insanların kendilerine baktığını veya arkalarından konuştuklarını algıladılar. Bir anne(seks işçisi/mama san) pazarda alışveriş yaparken arkasında alışveriş yapan komşusunun yoksul olmak yerine fahişe olmayı tercih edenlere hoşnutsuz şeyler söylediğini anlattı. Kadınlar esnafın kendilerine hizmet etmediği durumlardan da söz ettiler.Tek kadın genelevlerinde ve sokak seks işçiliği gibi alanlarda halka daha fazla maruz kalan kadın seks işçileri bu tür olayları diğerlerinden daha fazla deneyimlediklerini ve kötüye kullanıma erkeklerden çok kadınlar tarafndan maruz kaldıklarını düşünüyorlar. Komşuların veya toplumdan birilerinin damgalaması ve tacizinin yapısı, sıklığı ve derecesi seks işçisi kadınlar arasında değişse de, seks işçisi kadınlar ile ilgili toplumun çoğunluğunun olumsuz tutumunun  onlar üzerindeki etkileri açıktı.Buna ek olarak, anket katılımcıları, seks işçilerine tanınan veya verilmesi gereken saygı derecesine (veya eksikliğine) ilişkin olarak, daha geniş bir topluluk olmasa da, müşteri tabanında belirli bir kısım müşterilerle olan etkileşimlerini açıkladı, müşterilerin seks işçilerine istedikleri gibi davranma  hakkına finansal bir mübadele sağladı:Parasını ödediği için anal ya da oral penetrasyon da dahil olmak üzre vücudunuz üzerinde her hakkı vardı.(1.6)(Müşteri) Bize seks aleti gibi davrandı.(2.2)(Seks İşçisi) Bana insan gibi davranmadı.(1.1)Kadınların müşterileri ile etkileşimlerinde fiziksel, duygusal ya da sözlü muameleden bahsedip etmedikleri belli değil. Bununla birlikte, etkileşimin anlaşılması, seks işçisi kadınların kendilerine karşı işlenen şiddet olaylarından çıkan dört tema daha önceki bir araştırmayla çok ortak bir noktaya varmış gibi görünüyor: yani şiddet uygulayan müşteriler, fahişelere tecavüz edilemez, hiç bir zarar verilemez düşüncelerinin aksine onların tecavüze layık olduklarını ve hepsinin aynı olduğu düşüncesini savunduklarını görürüz (Miller ve Shwatz  1995).

Polisle etkileşimleri.

Seks işçisi kadınlar, polisle olan etkileşimde seks işçiliğinin fahişelikle ilgili yasadışı faaliyetlere katılım anlamına geldiğini belirtti. Dolayısıyla, seks işçisi kadınlar, kendilerine yönelik ihlali bildirirken kendilerini seks işçileri olarak tanımladıklarında cezai kovuşturmadan sorumlu tutulmaktan korkarlar. Bu özellikle, Hong Kong’da yasal olarak cinsel ilişkide bulunma izni olmayan göçmen seks işçisi kadınlar için geçerlidir çünkü onlar sınır dışı edilebilecek durumdadırlar. Seks işçisi kadınların belirttikleri istismara rağmen polisle etkileşime girmekten çekinmeleri iki katmanlı bir sistemin var olduğunu gösterir, bir yandan yasal olarak koruma altına alma hakkı vermezken diğer yandan ise seks işçiliği yapmaya teşvik eder. Bazı seks işçisi kadınlar polis tarafından tacize uğradıkları ve istismar edildikleri için iletişime geçtiklerinde tehtid edildiklerini raporda vurgulamıştı. Bir kadın şunları söyledi: Polis memuru “caddeyi engellemek” için bizi tuttuklarını söyledi. Çin’de yola çıkıyorduk ve orada durmaya hakkımız vardı diye yanıt verdik. Polis daha sonra bize sözlü hakaret etmeye başladı. Şikayet edeceğimizi söylediğimizde durmadılar. Bunun yerine caddedeki herkese bizi iki kere yumruklattılar.(4.3)Diğer sokak ve genelev çalışanları da polis tarafından taciz edildiklerini bildirdiler ve tedavilerinde öfkelerini dile getirdiler.Şüphesiz, seks işçilerinin faaliyetlerin yasaklandığı ülkeler veya bölgelerdeki yasal kuruluşlarla olan ilişkileri zordur çünkü polis genellikle hem kadın haklarını hem de seks işçiliğiyle ilgili yasaları desteklemek açısından kendi çıkarlarıyla karşı karşıya kalabilir. Öne sürülen kanıtlar, özellikle Hong Kong’da seks işçileri polis yardımını beklememekle birlikte muhtemelen daha fazla kamusal aşağılama ve şüpheli muamele ile karşı karşıya kalacaktır ve sonrasında ise önceden verilen zarara uğratılmalar için desteklenmiştir. Katılımcıların bu tür davranışlara ilişkin ifadelerine ek olarak gazete haberi seks işçilerinin bir araba parkında halka açık bir şekilde “kafes içerisinde” tutulduğu bir olayı ayrıntılarıyla anlatıyor.(Chan 2005)

Yasalaşmış Damganın Üstesinden Gelmek Akılcı veya Pragmatik Yanıtlar

Bir dizi seks işçisi kadınlar toplumun olumsuz tepkilerinden dolayı öfkeli ya da incinmiş olduğunu söylese de bir çoğu başkalarının taktığı etiketleri kabul etmemekte ve seks işçisi kadınlar olarak konumlarını seks işinin ahlaki ya da aşağılama değerlendirmeleri bağlamında değil daha çok kendi durumlarının daha pragmatik veya rasyonel olarak değerlendiriyorlar. Pek çoğu “Fahişelerden ziyade fakirlere güleceksin” Çin deyimini söyledi. Bu kadınların çoğunun birincil kaygısı maddi kazanç yoluyla sosyo ekonomik koşullarını iyileştirmekti buna ulaşmak için kullanılan araçlar ise daha az önemliydi. Hatta bazıları şunu önerdi, ödenmiş olduğu sürece müşterilerin, kamuoyunun kötü muamelelerini kabul etmeye istekli olurlar. Özellikle Filipin’li ve Tayland’lı seks işçisi kadınlar seks işçiliği yoluyla hem kendi ekonomik konumlarını hem de ailelerininkini iyileştirirken bulundukları rahatlığı vurgularlar.

Karşılaştırmalı ahlak değerlendirmesi

Bazı seks işçisi kadınlar meslekleriyle ilgili olumsuzluğun farkındayken, bunu sosyal olarak istenmeyen bir hiyerarşi içinde inceledi ve diğer maddi kazanım araçlarını (özellikle de hırsızlığı) daha az arzu ettiğini söyledi. Bazı kadınlar, cinsel endüstrideki katılımlarının topluma kazandırdıkları potansiyel faydaları vurgulamış olsa da, insanlara kendilerini stres atmaya yardım etme işlevinde ya da cinsel hizmetler sunarak suçları ve tecavüzü azalttığını söyleyen sosyal hizmet uzmanlarıyla karşılaştırdık. Bu meslekler kadınlar için başkalarına zarar vermemek açısından önemlidir ve algılanan damgalamanın olumsuz sonuçlarını en aza indirmeye yardımcı olmuştur. Örneğin bir katılımcı: Başkalarına asla zarar vermezdim, bu yüzden kendime bakmayacağım, başkalarından borç alırsam kaçamayacağım… eğer bunun bir ayrımcılık olduğunu düşünüyorsanız yalnızca kendi hisleriniz yüzündendir.(3.2)Bu tür cevaplar, düşük benlik saygısı veya ‘utanç’ biçimindeki içselleştirilmiş damgalanma gibi olumsuz sonuçların, toplumsal damgalamanın ve ayrımcılığın kaçınılmaz sonuçları olmadığını göstermektedir.

Damga Hissetmek Duygusal içselleştirme

Bazı kadınlar kendilerine yönelik olumsuzluklardan oldukça fazla etkilendiler. Bazı durumlarda, “ben insanların bana nasıl baktığına aldırmadığımı söyleyeceğim ama aslında bunu kalbimde önemsiyorum ” diyen kadınlar bu tür muamelelerden etkilenmiş olduklarına kabul ediyorlardı.(1.3)Bununla birlikte, başkaları, marjinalleşmelerini ve damgalanmalarını destekleyen, mesleğinde bir derece utanç sergileyen olumsuz basmakalıp  sözleri  içselleştirme eğilimi içeriyordu. Toplumun olumsuz tepkilerinden öfke ve acı hissettiklerini belirttiler ancak bu tür yanıtların kaynaklarını kesinlikle reddetmediler. Örneğin bir kadın tavuk olarak etiketlendikten sonra şunları söyledi:“Tabi ki mutsuz olacaksın… ama aslında sizin hakkınızda söylediği şey doğruydu.” (5.4)

Beklenen damgalama

Utanma hissinin yanı sıra, damgalanma yasallaşmış damgalanma ile karşılaşma korkusunu da kapsar. Bu korku, seks işçisi olarak dışarda kalma ve bu nedenle hedef olma görüşmelerimizden çıkan hakim ve son derece duygusal bir temaydı. Seks işçisi olan bir katılımcının durumu oldukça rahat görünüyor, fakat esasen kimsenin bilmediği durumu daha sonra ortaya çıkıyor. “birisi öğrenirse çok korkmuş olacağım, başkalarının düşündükleri şeyler için endişeleniyorum”(2.3) Birçoğu kendilerine bakılmasından, ailelerinin sert bakışlarından, toplumun çalışma durumlarını kabul etmeye istekli olmamalarından endişeleniyor ve çoğu kimliklerini gizlemek için davranışlarını değiştiriyor. Katılımcılardan bazıları, sosyal yapılardan ve bağlamlardan kaynaklanan damgalanmaya atıfta bulunarak endişelerini dile getirdi. Örneğin, Filipin’li bir seks işçisi kadın, yaşadığı damgalamayı  kendi ülkesindeki Katolikliğe dayandırdı ve dolayısıyla mesleğini gizlemeyi seçti. Pek çok kadın resmi sağlık hizmetleri tarafından açıkça damgalandığını düşünüyor bu kadınlar mesleklerini doktorlardan gizliyor ya da riskli davranışlar için önlem alıyorlar: “kesinlikle bazı yalanlar uyduracağım… sadece kocamın bir alem kızıyla birlikle olduğunu söyleyebilirim.” (1.6)Burada seks işçisi olarak bir doktora görünmenin sonuçları sağlık riski olan durumunun doktora doğru şekilde bildirilmemesinden daha büyük bir riskti. Cevap verenler özellikle samimi arkadaşları ve akrabalarının bazılarından olası tepkiler almaktan endişe duyuyorlardı. Bir çoğu ailesinin çalışma koşullarını kabul etmemesinden endişeleniyordu. Mesleklerini iş ortakları da dahil herkesten gizleyen ve aileleriyle  paylaşmayı seçenler arasında bir sınır belirlendi. Örneğin, bir kadın oğlunun ve gelininin mesleği hakkında ne düşündüklerini umursamıyordu ama oğlunun akrabalarına karşı rezil olma ihtimalinden dolayı dikkatli davranıyordu. Benzer şekilde, başka bir kadın eşine seks işçisi olduğunu söyledi, ancak bazı tanıdıklarına söylediğinde utanç duydu ve dedikodu yapılmasından korktuğunu söyledi. Her iki taktik de kadınların seks işçiliğini çevreleyen önyargı ve damgalamayı içselleştirdiğini gösteriyor olmasına rağmen, nitelik bakımından farklı bir tür gibi görünüyor: Diğer bir deyişle, bazıları öncelikle damganın kendi imajı üzerindeki etkisini önemserken, diğerleri endüstirinin ilişkilerinde lekelenmiş olmalarından dolayı ailelerine nasıl davranılacağından korkuyordu.Seks işçisi kadınların sırlarıyla ön plana çıkmasına rağmen, aile ve arkadaşlarının olduğu kadınlar  karşılaştırkları yasallaşmış damgada çok az yer aldı. Aslında birisi mesleğini arkadaşına söylemiş olsa dahi arkadaşının açıkça olumsuz tepki vermediği söylemiştir: Aynı zamanda en iyi arkadaşım olan ortaokul arkadaşım mesleğimi bilmiyordu. Mali sıkıntı içinde olduğunu gördüğümde, ona işimi anlattım ve onu kendi ayakları üzerinde durmaya teşvik ettim… Şüphelendi ve bana bir “tavuk” olarak değil bir “PR” olarak adlandırılmaktan memnuniyet duyacağını söyleyecğini hissettim. Bunu hissettiğini biliyordum ama söylemedi.(2.1)Seks işçisi kadın arkadaşlarından bazı olumsuzluklar algılasa da  bunu nasıl söyleyeceğini tam olarak bilemedi. Katılımcılar aileden ve arkadaşlardan gelecek olumsuz etkilerden beklentilerin bir sonucu olarak yalan söylemek, hareket etmek, evden uzak durmak, davranışlarını değiştirmek ve çalışırken tüketilen alkol kokusunu gizlemek için eve gitmeden önce çok sayıda kahve ve çay tüketmek gibi seks işçisi kimliklerini gizlemek için bir takım davranışlarda bulunduklarını belirttiler. Bir katılımcı eşiyle iyi kalabilmek için yaptığı işi ailesinin geri kalanına açıklamayacaktı. Bir diğeri iş yerinde sarhoşken kendisini aramasından korktuğu için anne ve babasıyla birlikte yaşayan oğlundan uzaklaştığını belirtti.Bazı kadınlar damgalamalara verdikleri tepkiler konusunda yaptıkları fedakarlıkları kabul ederken, bazı kadınlar mesleği ile ilgili çaresizlik ya da kaçınılmazlık duygusunu dile getirdi:Çıkış yok. Para kazanmak mı istiyorsun? Bu tek yol.(2.1)Na yapalım? Sadece kendime “bırak olsun” diyorum… Başka yolu yok.(2.3)

Tartışma

Bu kadınların yaşadıkları damgalamanın yapısında ve derecesinde ufak değişiklikler tespit edilmiş olsa da, maruz kaldıkları damgalamaya ilişkin temel kaygıları evrensel olarak: düşük kalite, toplumdaki biraylerin istismarı, müşterilerin saygısız, aşağılayıcı muameleleri ve polis tarafından maruz kaldıkları istismar ve yasal bariyerler adalet ve polis yardımı talep etmelerini engelliyor. Aşağıda tartışacağımız gibi, bu faktörlerin hepsi, temel endişelerinin eşit sağlık koşullarına sahip olmamaları, seks işçileri tarafından deneyimlenmiş sonuçlara katkıda bulunduğu görülmektedir. Hissedilen yasallaşmış damganın yalnızca seks işçisi kadınların bakış açısıyla değerlendirilmesi zorluğu ve katılımcıların inanç ve hislerini diğer kusurlulara atfetmesi ihtimali bu noktada  çalışmanın kısıtlılığının bir kez daha vurgulanmasını gerekli kılmıştır.
Örneğin, bazı katılımcılar, müşterilerin seks işçilerini batı kaynaklı literatürde tasvir edilen ‘tecavüz mitleri’ni taklit etmelerinden dolaylı fiziksel veya duygusal istismar için bir hedef olarak gördüklerine inanmaktaydı. İlginçtir ki, seks işçisi kadınların erkek müşterileri üzerinde yapılan araştırmalar seks işçilerinin müşterileri arasındaki yaygınlığın kıyaslanabilir erkek nüfusundan fazla olmadığı bulgulandı.(Monto ve Hotaling 2001) Bununla birlikte, seks işçisi kadınlar tarafından yapılan açıklamalar, bireylerin ve nüfusların damgalanmasına topluca katkıda bulunan ve devam ettiren kültürel, ahlaki ve yapısal konuların karmaşıklığını göstermeye yardımcı olur.Belki de en açık ve yaygın olarak belirtilen damgalama ve ayrımcılığa maruz kalma örnekleri, seks işçilerinin kötü olarak etiketlenmesi, taciz ve kötüye kullanmadır (kötü, aç gözlü, utanmaz gibi). Bu tür bir etiketleme, katılımcıların karşılaştıkları damgalanmanın temelinin fahişe damgasının teorik analizini ve bunun altında yatan sosyal, kültürel ve ahlaki normları yakından takip ettiğini gösteriyor. (Örn. Phetersen 1993, Scambler ve Paoli 2008) Hong Kong’da  bu etkilenme sürecini destekleyen kültürel normların post sömürgeci zihniyet üzerine kurulu seksin sadece evlilikte kabul edilebilir olduğunu vurgulayan, seks işini ve seks işçilerini ahlaka ayrıkı olarak gösteren yerel Hristiyan ve Çin muhafazakarlığının büyük oranda etkilediği düşünülmektedir.(Chiu 2006)Seks işçilerine karşı olumsuz tutumların yaygınlığı damgalamaya bağlı psikolojik stres aktörlerinin ötesinde bu kadınların sağlığı ve güvenliği üzerinde doğrudan etkilere sahiptir. Damgalamaya özgü etiketleme sürecinin önemli bir etken olmasının yanı sıra olumsuz tutumlar seks işçilerine uygulanan şiddet ile de bağlantılıdır(Penfold vd. 2004, Lowman 2000). Toplumdan gelen şiddet gibi eşten ve müşteriden gelen şiddet de iyi kurulmuş bir olgudur(Church vd. 2001, Ward vd. 1999). Şiddete yapılan göndermeler çalışmamızda sınırlı olmasına rağmen sözü edilenler ise genelde polis tarafından gerçekleştirilmiştir. Önceki araştırmalar seks işçilerine uygulanan bireysel şiddet örneklerinin toplumun diğer bireylerinin uyguladığı şiddetle aynı ahlaki normlar tarafından yönetilebileceğini gösteriyor.(Rhodes vd. 2008)

Polis, yukarıda açıklananların seks işçilerinin damgalanması olarak yasal sisteme yansıtılmasında toplumsal yapının temsilcisi olarak önemli rol oynayabilir.Ayrıca, seks işçiliğini yasaklayan mevzuatın çoğu ya şiddet türü ve cinsel istismar içinde direk yer alarak ya da cinsel yolla bulaşan enfeksiyon tehtidi ya da kamu rahatsızlığı nedeniyle topluma zararlı olduğu  öncülüne dayanıyor. Bu tür zararları inceleyen literatürün gözden geçirilmesinde, Cusick(2006) seks işçiliğiyle kendiliğinden bağlantılı olmaktan ziyade, bu tür zararları seks işçisi kadınların artan savunmasızlıklarından ve daha sonra bunları üreten toplumsal ve bağlamsal güçlere karşı koyamamasından kaynaklandığını bulmuştur. Bu nedenle, politika yapıcılar seks işçiliğini sıklıkla uyuşturucu kullanımı, ticaret, çocuk istismarı gibi diğer sosyal konularla ilişkilendirebilirler(Cusick ve Berney 2005), veya genel olarak yukarıda tarif edilen seks işçiliğiyle ilgili aynı ahlaki ve toplumsal normlardan türetilen kamu düzeni konularına odaklanma eğilimindedirler(Penfold vd. 2004). Bu nedenle seks işçiliğinin yasaklanması hem damgalamayı kolaylaştırıcı hem de iş ile ilgili olumsuz, ahlaki önyargılar olarak anlaşılabilir.Hong Kong’da ahlak yargılarının zaman zaman seks işçilerine karşı şüpheli kararlar alması ve yapması açıktır(Chiu 2006). Seks işçilerini işle ilgili zararlardan korumaya yardımcı olmak yerine seks işçiliğine karşı yasalar, damgalamanın temelini oluşturan güç farklılıklarını daha da alevlendirebilir. Örneğin, polisin seks işçilerine yönelik tutumları, bu çalışmadaki katılımcılar tarafından algılandığı gibi, seks işçisi kadınların mağdur edildiği ve istismar edildiği bir döngüye katkıda bulunabilir. Bu senaryoda tacizciler seks işçilerinin polise rapor verme olasılığının düşük olduğunu bilirlerse seks işçileri “kolay kurbanlar” olarak görmeye başlanabilir(Penfold ve ark. 2004). Aynı şekilde seks işçilerinin gözaltına alınma, tutuklanma veya para cazası korkusu polise şiddet uygulamaya zorlayabilir(Rhodes vd. 2008).Damgalamanın ve sapmanın toplumsal olarak inşa edildiği, çekirdek toplumsal yapıların ve mevcut marjinalleştirme ve dışlanma modellerinin ardından, sosyal açıdan güçlü konumda olan insanlar daha büyük halk kitlelerine yön verdikçe damgalanan inançları daha kolay harekete geçirecek bir konuma gelirler: Bunun tersine, toplumsal dezavantajlar tarafından getirilen yapısal kısıtlamalar, insanların yeni ayrımcılık biçimleri ve marjinalleşmeye karşı direnme kabiliyetlerini azaltır (Deacon 2006, Scambler ve Paoli 2008). Bu konular açıkça hedef nüfusumuzla ilgilidir. Hong Kong yasal sisteminin seks işçisi kadınlarla etkileşime girdiği şekilde damgalanan güçlere ek olarak seks işçisi kadınların cinsiyetlerinden ötürü marjinalize olmaları, yoksulluk düzeyleri, eğitim alanındaki başarıları, cinsiyete dayalı şiddet ve sahip oldukları mülkiyet temsil edilen cinsiyetler arasındaki eşitsizlikle tartışılabilir (Astbury 2010).Sosyo-politik düzeyde Hong Kong’daki seks işçileri tarafından marjinalize edilme ve statü eksikliği yaşanması(özellikle göç eden seks işçileri), Hong Kong’un ve çevredeki bölgenin sosyal, politik ve ekonomik ortamından kaynaklanan ‘yapısal şiddet’ örneği olarak anlaşılabilir(Wong vd. 2008a).Bu kadınlar kendilerini Hong Kong’un özel alanlarında göründükleri  için damgalanmaya ve ayrımcılığa maruz kalmalarını algılamaları gibi benzerlikler olsa da  yanıtları belirgin şekilde değişiyordu ve bu tür damgalamaların temellerini kabul etme veya reddetme derecesinde aracılık ettikleri görünüyordu. Damganın  gözlemlenen veya tanımlanan olumsuz sonuçlarının azlığı arasında seks işçiliğindeki damganın temellerinin reddedilmesi, seks işini mutlaka ya da esas olarak ‘kötü’  bir şey olarak tanımlamamış olması görülebilir: aksine, bu ekonomik ilerleme için bir araç ya da yoksulluğun bir yoluydu. Onlara göre seks işçiliği kontrol altına almanın bir aracıydı. Bu kadınların genel iyiliği toplumun onlara olan tutumlarından daha az etkilenmiş görünüyordu, bu yetkilendirme hissiyle ilgili olabilir. Kişinin hayatını etkileyen güçlerin kontrolünde olması hissi, hamile kadınlar gibi duyarlı nüfus arasında düşük depresyon seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir (Astbury 2010, Rodriguez vd. 2008).Otoritenin veya kontrol yetkisinin kullanılması, işyeri sağlığı araştırmalarında zihinsel sağlık için  önemli olduğu bulunmuştur(Astbury 2010, Mausner-Dorsch ve Eaton 2002). Öte yandan, içselleşmiş damgalanma hissinin etkileri üzerine yapılan araştırmalarla tutarlı bir şekilde, seks işleriyle ilgili kendinden şüphe duyma, düşük benlik saygısı ve depresyon gibi bazı etkilerle bağlantılı olan belirgin derecede sıkıntı ve endişe yarattığı belirlendi (Berger vd. 2001, Deacon 2006, Fife ve Wright 2000).

Ayrıca, aşağılayıcı muamelenin etkileri ile ilgili araştırma bulguları
‘aşağılık, utanç duygusu ve kendine olan saygıyının azalması’ konusuna katkıda bulunan, partneri tarafından  şiddet mağduru olan kadınların yaşadığı ile tutarlıdır.(Astbury 2010)“Risklerin Hiyerarşisi ile ilgili önceki araştırmalar seks işçilerinin işlerinden kaynakladığını tespit ettikleri algılanmış damgalamaların altını çizer. Fiziksel riskler kabul edilse de,  duygusal riskler Hem seks işinin yapıldığı binaları ve saatleri, hem de kadınların özel hayatlarını aşan bir biçimde (sürekli psikolojik süreç gerektirir) daha fazla endişe ve olumsuz etki yarattı.(Sanders 2004) Çalışmamızda olduğu gibi, algılanan seks işçileri rollerini gizlemek açısından özellikle doğruydu.(Sanders 2004) Hem teşhis edilmiş hem de damgalanmadan korkan ve belirgin bir şekilde etkilenen kadınlar damgalama deneyimiyle doğrudan ilgilidir ve seks işçilerinin rolünü daha olumlu bir şekilde yönettikleri ortaya çıkan seks işçisi kadınlara göre istenmeyen sağlık sorunlarına karşı potansiyel olarak daha yatkındır. Örneğin, sosyal ağlardan çekilerek bir damgalanma korkusuna tepki vermezlerken, yine de birçok olumsuz etkiye sahip, aktif bir sosyal dışlanma sürecine girdiler. En önemlisi, bireylerin sosyal paylaşım ağlarına ne kadar gömülü oldukları ve başkalarıyla yakın kişisel ilişkilerini sürdürme becerisi için önemli sonuçlar doğurduğu tespit edilmiştir.(Berkman 1995) Bu topluluğu sağlığa teşvik etmek ve sağlık politikasına yeni yaklaşımlar önermek için
bu kadınların güç ve hassasiyet farklılıklarının damgalama sürecini etkinleştirmek ve devam ettirmek için oynadığı rolü tanımak, bireysel deneyimleri ve marjinalleşmesine katkıda bulunan süreçleri en geniş sosyo-politik bağlamda incelemek gerekir. Bu işçilerin yasal statüsü, bireysel etkileşimlerin bu geniş bağlamlardan doğrudan ve algılanabilir bir biçimde etkilenen durumunu temsil etmektedir.Damgalamanın oluşmasında sosyal ve yapısal güçlerin genişliği ve ölçeği göz önüne alındığında, başka yerde kullanılan hak temelli yaklaşım gibi damgayla mücadelede benzer şekilde geniş bir yaklaşım gerekliliği gözükmektedir.(Cornish 2006) Hog Kong’daki seks işçilerine yapılan atıflarla, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya maruz kalma da dahil olmak üzere;  herhangi bir ayrım gözetmeksizin hukuk önünde eşitlik ve yasanın eşit korunması hakkı, adil ve elverişli çalışma koşulları ve sağlık ve refah için yeterli bir yaşam standardı hakkı gibi Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nde (1948) tanımlanan birtakım haklar, böyle bir yaklaşım için bir çerçeve sağlamakta.(Birleşmiş Milletler 1948, Astbury 2010). Cornish(2006) sorunun “haklar” açısından uygulanmasında, seks işçileri ayrımcılığını ve marjinalleşmeyi, bir başarı olarak değil, aynı zamanda bu hakların gayrimeşru bir şekilde ihlali olarak algılamaya teşvik edebileceğini savunmaktadır. Haklara dayalı programın ikinci yönü, katılımcılar arasında  üretilen damgalamanın bazı tepkiler ile ortak noktalarının olmasıdır, diğer bir deyişle, öteki hizmet sektörlerinde olduğu gibi seks işçiliği ile ilişkili ‘ahlak ikilemi’ ni ortadan kaldırmaktır. Bu, damgalanma ile başa çıkmada etkili gibi görünüyor, ancak damgalanmaya karşı mücadelede seks işçisi kadınları motive etmek için, Cornish (2006), karşılaştırmaların, siyasi başarısı olan diğer ezilen gruplarla (örneğin sendikalar gibi) yapılması gerektiğini ileri sürmektedir. Üçüncü aşama, toplu eylemin alternatif yaşam biçimlerini şekillendirmede başarılı olabileceğini göstermek için, özellikle seks işçilerinin başarılı bir şekilde seferber edilmesine dair kanıt sağlamayı gerektirir. Son olarak, yukarıda belirtilen önlemler, seks işçisi kadınlar için damgalamanın bazı süreçleri ve sonuçları ile ilgilenebiliyor olsa da, seks işçilerinin fiziksel, duygusal ve psikolojik sağlık gereksinimlerinin göz ardı edilemeyeceğini belirtmek önemlidir. Bu bağlamda bireysel seks işçilerinin daha fazla damgalanmasına sebep olmayacak şekilde, kendilerini seks işçileri olarak tanımlamaya gönülsüz olanları ise özellikle hedef alan sosyal yardım hizmetleri de dahil olmak üzere daha geleneksel sağlık hizmetleri ile geniş, yapısal müdahalelerini tamamlamak önemlidir.(Day ve Ward 1997, Wong vd. 2008b)

Sonuçlar

Hong Kong’daki seks işçileri, günlük hayatlarında, halkla, polisle ve aileleriyle etkileşim içindeyken çeşitli damgalayıcı güçlere maruz kalırlar. Bu süreçler hem fiziksel hem de sözlü taciz gibi bariz tezahürlerle, seks çalışanlarını kimliklerini gizlemeye ve sosyal ağlardan çekmeye zorlayarak ve güvenlik açığı yaratan daha ince işlemlerle seks işçilerinin sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratırlar. Bu sorunlarla aktif olarak mücadele etmek için hem acil sağlık ihtiyaçlarına hem de cinsel işçilerin damgalamasını sürdürecek toplumsal ve yapısal konulara cevap vermeyi içeren seks işçisi sağlığına çok düzeyli bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Bu önlemlerin etkili olması için seks işçileri acentelerini ve insan haklarını tanıyan yasal bir ortamda uygulanması ve onları bu temelde ayrımcılık ve tacizden korurken, aynı zamanda bu kadınlardan oluşan gruplara sunulan geleneksel ve tamamlayıcı hizmetleri koruyan hizmetlerin de edinilmesi gerekir.

 Teşekkürler

En büyük teşekkürümüz, 1992’de Reach Out için Harekete geçen üç kadına, özellikle görüşmelerimizde bize eşlik eden Columban kızkardeşi olan Ann Grey’e. Röportajlara katılmayı nazikçe kabul eden seks işçilerine de büyük bir borcumuz vardır. Umarız bu çalışma, karşı karşıya kaldıkları zorlukların bazılarına değinerek küçük bir adım olur.

Çeviren: Sitem Şanlı

Çalışmayı Hazırlayanlar: William C.W. Wong, Eleanor Holroyd, Amie Bingham

Çalışmanın orjinali için linki tıklayabilirsiniz:

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/j.1467-9566.2010.01276.x/abstract