ATAERKİL SİSTEME KARŞI YENİ KADINI YARATMADA ISRARCI OLMALIYIZ!

ATAERKİL SİSTEME KARŞI YENİ KADINI YARATMADA ISRARCI OLMALIYIZ!

Referandumun gündemi oldukça meşgul ettiği bu günlerde cinsel istismar ve kadına yönelik şiddet  burjuva siyasetinin medya organlarında yine görünür değil. OHAL sürecinde tek adam diktasının dayatılmaya çalışıldığı bir anlayışla referanduma doru giderken tutuklamalar, gözaltılar, ihraçlar, cinsel istismar ve kadına yönelik şiddet ve cinayetler de artarak devam etmekte ancak ezilenlerin, emeği sömürülenlerin, yaşam hakkı elinden alınanların sesi iktidar ve iktidar yanlısı güçler tarafından bastırılmak istenmektedir. Tüm bu baskı ve sömürüye görünür şekilde maruz kalanlar ise yine kadınlar.

Bir taraftan eşitlikten ve ifade özgürlüğünden bahseden ve bunu her fırsatta halkımıza empoze etmeye çalışan iktidar yanlısı medya organları, öte taraftan ise Türkiye/Kuzey Kürdistan’ın günlük güneşlik bir ülke olduğu algı yönlendirmesini yapmaktadır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde barış imzacısı olduğu için  3 akademisyenin daha işten atılması, Shakhnozakhon Leymunçiçeği isimli kadının bulaşığı elde değil de makinede yıkadığı için eşi tarafından öldürülmesi, sözde ifade özgürlüğünün olduğunu dile getirenlerin  “Hayır” çalışması yaptığı için Kardelen Çokluk’un eğitim hakkını gasp etmesi, Esenler Otogar’da özel gereksinimli bir kadının 2 otobüs şöförü tarafından cinsel saldırıya maruz kalması gibi son bir hafta içerisinde yaşananlar iki yüzlü siyaseti gün yüzüne çıkarırken, öte yandan yaşam alanlarımızı talan eden kapitalist sistemin bariyerine takılarak görünürlüğü engellenmiştir.

Alternatif seslerin susturulmak istendiği bir süreçten geçmekteyiz. Burjuva sınıfı ağzı kanlı bir ölüm makinesi gibi coğrafyamızı kana bulamaya, sınıfımızı katletmeye, sindirmeye devam ederken tarihimizden aldığımız güç ile devrimci mücadeleye sarılmalı, yeni insanı, yeni kadını yaratmada ısrarcı olmalıyız.

Kadının kurtuluşunun insanlığın kurtuluşu olduğu perspektifiyle kadın mücadelesinin sınıf mücadelesinden bağımsız ele alınamayacağı bilinciyle önce kendimizdeki egemeni yıkmalı kadının öz bilincine ulaştığı bir mücadele perspektifini savunmalıyız. Ataerkilliğin kapitalist sistem tarafından beslendiğinin bilincinde olmalı, kendimizdeki dönüşümü sınıf mücadelesi ile kaynaştırmalıyız. Ataerkil ve kapitalist sistemi ancak sınıf mücadelesi içerisinde kendi gücüne ulaşmış kadın mücadelesi ile  yenebiliriz.

Cinsiyetçiliği, ötekileştirilmeye, ikinci cins olarak görülmeye karşı başkaldırıyı, cinsel istismara, kadın cinayetlerine karşı öz savunmayı, görünmeyen yeniden üretime, ev içi emeğine, ucuz iş gücüne karşı örgütlenmeyi, grevler, direnişler örgütlenmeyi, ataerkil, kapitalist sisteme karşı sosyalizmi yükseltelim!

 

 

Ayrıca kontrol et

Eskişehir’de müftülük yasası protestolarından açılan davanın ilk duruşması görüldü!

Eskişehir’de bugün saat 14.00’da 17 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Müftülere verilen nikah yetkisini protesto eyleminin …