SINIFSAL VE CİNSEL SÖMÜRÜYE KARŞI DAHA GÜÇLÜ YARINLAR ÖRGÜTLEMEK İÇİN “HAYIR” DİYORUZ!

AKP ve Saray iktidarı 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ezilen cinsiyet, inanç, milliyet ve uluslara   karşı zulüm politikasını kuşanmış ve darbe girişimini çıkardığı  KHK’ler  ile fırsata çevirme yarışına girmiştir. Erdoğan/AKP iktidarı bu süreçte  OHAL ve KHK’ler ile sürecin ilk hedefi olan kadın ve LGBTİ+’lar ile  sosyalistlere, devrimcilere, ezilen ulus ve inançlara, halkın seçtiği belediye başkanlarına, milletvekillerine , kamu emekçilerine , akademisyenlere , işçilere, muhalif gazete ve televizyonlara baskılarını arttırıp topyekûn bir sindirme politikası ile saldırmış ve böylesi bir OHAL sürecinde  Türkiye/Kuzey Kürdistan’ da saltanatını devam ettirmek için başkanlık anayasasını meclisten geçirerek referanduma sunmuştur.

Gelinen süreci kadının ezilmişliği sorunu üzerinden okuduğumuzda gördüğümüz tablo kadının mücadelesini örgütlemek zorunluluğunu bizlere görev olarak dayatmaktadır. Kadın olmanın bilincini kavramak sınıf mücadelesinin gerekliliğini kavramaktan geçmektedir. Bizler bu sistem içerisindeki her türden faşizme karşı sınıf mücadelesi veren kadınlar olarak susmayacağız.

Hayır kampanyalarını mevcut yönetim şeklini benimsediğimiz için değil bir nebze kazandığımız hakları tek kişinin ellerine bırakmamak için faşizme karşı her cepheden dur demek için örüyoruz. Nihai hedefimize ulaşana dek hem kadınlar hem de emek mücadelesi verenler olarak kazandığımız hiçbir hakkı diktatöre teslim etmeyeceğiz.

Mevcut anayasa nezdinde kadınların hiçbir hakkı olmadığının gün be gün artan kadın cinayetleri, cinsel istismarlar, tutuklu kadınlara uygulanan cinsel şiddet, tecrit ve işkence, ucuz iş gücü olarak görülme ve daha birçok hak taleplerimizin devlet terörü ile bastırılmaya çalışılması ayyuka çıkmışken kat be kat artacak olan kadına yönelik şiddet, istismar, taciz, tecavüz ve kazandığımız tüm hakların gelecek başkanlık sistemi ile tek bir erkin iki dudağı arasında olması kabul edilemez bir faşizmdir ve biz Demokratik Kadın Hareketi olarak her türden faşizmin karşısında durup, buna karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Parlamenter sistemde kadın vekillerin sayısı(%14,9) çeyreklik bir dilime dahi denk gelmiyorken, kadının her türden ezilmişliği sorununu meclise taşımak ve hak talep etmek bir bütün erkek egemen sistemin temsilcileri tarafından engelleniyorken ve yasama, yürütme, yargı organları işlevlerini bu kertede dahi yerine getirmiyorken Milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılması biz kadınlar için değişen bir durum ifade etmeyeceği gibi tek kişinin/Erdoğan’ın keyfi uygulamalarına maruz kalmak gibi faşist/erk baskıları da artarak beraberinde getirecektir.

Sunulan maddelerde Cumhurbaşkanına OHAL ilan etme yetkisi verip bu süreçte KHK yayınlayabilmesi bizlere çok açık bir şekilde gösteriyor ki tek adam diktasının inşası sürecindeyiz.

Cumhurbaşkanını yargılama konusu getirilen değişiklikle herhangi bir suç işleyen cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılabilmesi için 300 milletvekilinin oyu gerekiyor. Soruşturma komisyonu kurulması için 360 oy gerekiyor. Ve yine tüm bunlar tamamlandıktan sonra Yüce Divan’a gönderilmesi için 400 milletvekili oyu gerekiyor.  İktidar partisi katılmadan 360 milletvekilini bulmak mümkün değil. Yine cumhurbaşkanını yargılayacak Yüce Divan görevi yapacak Anayasa Mahkemesinin üyelerini Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı’nın başkanı olduğu çoğunluk partisi milletvekilleri seçecek. Yani HSYK’nın atadığı bu hâkimler savcılar cumhurbaşkanını yargılayamayacağı gibi bizlerin Özsavunma, taciz, tecavüz, cinayet, istismar davalarımızda da erkek adaleti uygulayacak.

Var olan zihniyet çocuk istismarını bir kültür olarak ele alıp yaygınlaştırmak adına önergeler sunarken, kadının yaşam hakkının olmadığını her şiddet, cinayet, cinsel istismar ve ucuz iş gücü olarak görülme, yeniden üretim sürecinde emeğin yok sayılması gibi somut örneklerle erk/egemen sınıf zihniyetini ve uygulamalarını ayyuka çıkarırken kadına daha sağlam bir ezilme payı biçeceğini bildiğimiz bir sistemi kabul etmiyoruz.

Meydanlarda Hayır diyenleri linç edip HAYIR’ı örgütleyen her kesime savaş açan saray diktası bilmelidir ki bizler Hande Kader’in , Taybet Ana’nın, Nevin Yıldırım’ın, cansız bedeni günlerce buzdolabında bekletilen Cemile’nin, işinden edilen Emekçilerin, Evleri yakılıp yıkılan Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak’lı anaların, hapishanelerde her türlü cinsel şiddet ve işkenceye maruz kalan kadınların isyanı ile HAYIR diyeceğiz.

Yaşam hakkımız olan en temel hakkımız için, kimliğimize, bedenimize, emeğimize uygulanmak istenen tahakkümü yok etmek için, sınıfsal sömürüye karşı daha güçlü yarınlar örgütlemek için  “Kadınlar Hayır Diyor”. Demokratik Kadın Hareketi olarak bulunduğumuz her alanda, birleşik kadın mücadele cephelerinde HAYIR’ı örgütleyip ‘’Başkanlığa Hayır” diyoruz. Tüm kadınları sosyalizm anlayışımızı daha yükseklere taşımak, zorbalığa karşı özgürlüğü savunmak için “Hayır” demeye çağırıyoruz.

 

Ayrıca kontrol et

Eskişehir’de müftülük yasası protestolarından açılan davanın ilk duruşması görüldü!

Eskişehir’de bugün saat 14.00’da 17 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Müftülere verilen nikah yetkisini protesto eyleminin …