“BASINA, KAMUOYUNA, LGBTİ+lara ve LGBTİ+ ÖRGÜTLERİNE”

İSTANBUL (08.11.2016)-  İstanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği yazılı bir açıklama yaparak “direnme deneyimimizden aldığımız güçle, bize karşı son günlerde oluşturulmaya çalışılan algıdan kırılmak ve kavga etmek yerine; herkesle dayanışma içinde olduğumuzu/olacağımızı bildirmek isteriz. Çünkü inanıyoruz ki, kavga etmemiz herşeyden önce egemenleri sevindirecek ve bize karşı oluşturulan ‘’doğal blok’’un elini güçlendirecektir.” diyerek gelişen saldırılara karşı herkesi dayanışmaya çağırdı. Yapılan açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz:

Bildiğiniz üzere Trans hakları, seks işçiliği, nefret söylemi ve nefret suçları başta olmak üzere mücadele veren; bu haklar çerçevesinde LGBTi+ bireylerin tüm barınma, sağlık, eğitim ihtiyaçları üzerine gerek farkındalık yaratmaya yönelik gerekse hak savunuculuğu yapmak üzere çalışan bir sivil toplum kuruluşuyuz.

Bu idealler uğruna da son 7 yıldır Trans Onur Haftasını düzenlemek, Trans bireylerin kalabileceği bir misafirhaneyi açmak ve yürütmek gibi temel fonksiyonların dışında; kimlik geçiş operasyonlarından yerinden edilmeye kadar hepimizin karşılaştığı temel problemlere çözüm bulmaya çalışan bir derneğiz.

Bu çerçeveye ek olarak da diğer kadın örgütleri, LGBTİ+ örgütleri, ilerici hareketler, emek platformları ve meslek odaları ile zaman zaman dayanışma içinde olduğumuz da tarafınızca izlenen bir gerçektir.

Bu yolla, meselenin toplumsallaşması ve trans haklarının bir insan hakları meselesi olduğunu vurgulamakta; üzerimizde oluşan baskıyı da daha geniş kitlelere ulaşarak azaltmaya çalışmaktayız.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında oluşan Türkiye atmosferinde kurulmaya çalışılan bu baskı ve otorite rejiminin nispeten daha kırılgan kesimleri öncelikle vuracağını her fırsatta dile getimiş olan bizler; oluşan bu ‘’Tek Adamlaşma Rejiminde’’ kadınların, LGBTİ+ların , Kürtlerin, Alevilerin, Azınlıkların daha çok etkileneceğini belirtmekten çekinmedik. Tüm sözümüzü de bunun üzerine kurduk.

Geldiğimiz süreç ne yazık ki bizi haklı çıkarmış bulunuyor. Son 10 gün içinde; seçilmiş belediye başkanları tutuklanmış, haber ajansları, Tv ve radyolara yayın yasağı getirilmiş, gazeteciler tutuklanmaya devam edilmiş, akademisyenler görevden ihraç edilmişken, buna bir de seçilmiş milletvekilleri ve eş genel başkanların tutuklanması eklenmiştir.

Bu süreç, sadece bizim gözlediğimiz ve değerlendirdiğimiz bir süreç değil; uluslararası komuoyu, basın ve üyesi olduğumuz ağlar tarafından da izlenmektedir.

Bu çerçevede bileşeni olduğumuz diğer kadın örgütleri ile yapmayı planladığımız ve ‘’Olağanüstü Türkiye’de Kadın’’ konusunu tartışacağımız paneli sizlerle daha önce paylaşıp çağrı yapmamızın ardından yaşanan güncel olaylarla _ belirtmek gerekir ki bu güncellik Cumhuriyet Gazetesi’nden gözaltına alınan 9 gazeteci ve yöneticinin tutuklanması ve 9 HDP Milletvekili ve Eş Genel Başkanlarının tutuklanmasıdır. Bu panelimizi paydaşlarımızla mutabakat içinde iptal ederek tüm halkımıza sokaklara çıkma çağrısı yapmamızın ardından bir takım saldırılara maruz kalmış bulunuyoruz.

12 Eylül Cuntasının ardından, siyaset yapması engellenmiş sınıflar kendilerine bir kimlik siyaseti yapma alanı yaratmışlardır. LGBTi+ Hareketi de bu siyaseti 25 yıl gibi bir süredir diğer tüm muhalif kesimlere de örnek olabilecek şekilde sürdürmekte; üzerindeki ayrımcılık ve nefret içeren unsurları kamuoyunun dikkatine sunabilmektedir.

Bu yolla, bizlere karşı geliştirilen nefret suçları ile mücadele etmiş az sayıda örgütlü bireyler olarak bu son zamanlarda ‘’birbirimize’’ karşı uyguladığımız dil ve yabancılaştırıcı tutum ile bize karşı kin ve nefret besleyen herkesin işini kolaylaştırmaktayız.

Buraya kadar dayanışma ve dirençle geliştirdiğimiz bu tutum, şimdi Egemen güçlerin istediği bir biçimde kırılmaya çalışılmaktadır. Buradaki amaç, örgütlü gücümüzü, dayanışmamızı, birlik ve beraberlikten aldığımız gücü yıkmak; LGBTİ+lari ve özellikle Transları yalnızlaştırmaktadır.

Birbirimizi, egemen güçlerin polisine, savcısına şikayet etmek yerine, tam da bu dönemde dayanışma içinde olduğumuzu herkese göstermek, örgütlü ya da örgütsüz her gey,lezbiyen,biseksüel,transseksüel ve interseksin görevidir.

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği olarak, direnme deneyimimizden aldığımız güçle, bize karşı son günlerde oluşturulmaya çalışılan algıdan kırılmak ve kavga etmek yerine; herkesle dayanışma içinde olduğumuzu/olacağımızı bildirmek isteriz.

Çünkü inanıyoruz ki, kavga etmemiz herşeyden önce egemenleri sevindirecek ve bize karşı oluşturulan ‘’doğal blok’’un elini güçlendirecektir.

Gün Dayanışma Günüdür

Yaşasın Direniş ve Barış”

 

Ayrıca kontrol et

Eskişehir’de müftülük yasası protestolarından açılan davanın ilk duruşması görüldü!

Eskişehir’de bugün saat 14.00’da 17 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen Müftülere verilen nikah yetkisini protesto eyleminin …